#yaşam

TANIŞMADIĞIMA MEMNUN OLDUM

AYLİN ASLIM | 1 Ağustos 2016 #yaşam

Şarkılarıyla büyüdüğümüz, her dizesini ezbere bildiğimiz, hayatımızın belli dönemlerinin fon müziği olmuş, hayran olduğumuz bir müzisyenle bir gün tanışmak hepimizin hayalidir. Öyle midir gerçekten peki? Niye ki?

Organize edilmiş müzisyen-dinleyici buluşmaları vardır, tıpkı okurla yazarın buluştuğu imza günleri gibi. Bazı konser veya festivallerde düzenlenir böyle buluşmalar. Bu buluşmalarda gerçekten iki tarafın da aklında ömür boyu kalacak güzel karşılaşmalar yaşanır ama bunlar emin olun ki, istisnadır. İstisna diyorum, çünkü bu tür planlanmış ve önceden duyurulmuş buluşmalar dinleyici tarafından da haber alındığı için oraya gelip gerçekten bir şeyleri sizinle paylaşmayı gönülden isteyen insanlardır oraya kadar zahmet edip gelenler. On yıl önce konserden önce gelip “Şarkına uygun olacağını düşündüm” diyen ve bir Gulyabani kuklası uzatan, sonra da tüm şarkıları ezbere söyleyen yedi yaşındaki kız çocuğunu hiç unutmadım mesela. Kuklayı hala saklıyorum. Ya da bazen hayatın doğal akışında gelişen tanışmalar vardır; güzel muhabbetler doğar kimi zaman, ne tatlı olur.

Tuhaf ve gereksiz olanlar ise çoğunlukla günlük hayatta anlık karşılaşmalardır. Mesela sokakta, dostunuzla bir kahve içerken, yemek yerken, tatilde, hastanede, alışverişte, herkes gibi kafasında bin çeşit dertle gece sakince evine yürürken, bir doktor muayenesi ya da işte bir konser çıkışında.

Xx’le tanıştım, sonuç: Koca bir hayalkırıklığı
Hmm, acaba nasıl bir ortamda, nasıl bir karşılaşmadan çıkan ne tür bir karakter analizi? Gece yarısı yolda yürüyen yaşlı ve aksi bir efsane müzisyen abimiz mesela, yanına gelen genç tatilci çiftle fotoğraf çektirmek için müsait olmadığını söyleyince bir anda “Öff amma snob yaa” olabiliyor. E hani efsaneydi biraz önce? Ya da tatilde yanıma gelip tabii ki besteleri olan ve benim çok iyi söyleyeceğimi, bestelerini değerlendirmem gerektiğini söyleyen genç, mail adresimi verdikten yirmi dört saat sonra şarkılarını dinleyip yorum yapmadığım için ertesi gün tekrar beni bulup “Yazıklar olsun!” diyebiliyor. “Televizyonlarda yoksunuz artık, müziği bıraktınız herhalde?”(Çünkü müziği sadece televizyona çıkanlar yapabiliyor.) “Tv’de çok daha şişko gözüküyorsunuz!” (Evet, şişko.) Kilo, boy, yaş ve güzellik yorumları gırla. Sonra da arkanızdan gelsin karakter analizleri!

Bazen de dünyaca ünlü bir müzisyen şehre konser vermeye geldiğinde mesela, organizasyondan hatırlı tanıdıkları olanlar bu müzisyenle “takılma” ya da merhabalaşma şansı yakalarlar. Bu tür karşılaşmaların da hepsinde değilse bile çoğunda sonuç hüsrandır. Yıllarca hayranlıkla dinlediği, yazdığı sözlerden hayatının anlamını çıkardığı adam ya da kadınla üç dakikalık karşılaşmada dinleyici, duygu yoğunluğu bakımından elbette daha yüklü olan taraftır. Gelgelelim müzisyen arkadaş sizi hayatında ilk kez görüyordur, belki içkilidir, belki sahnede seyirciye yansıtılmasa da bir şeyler fena halde ters gitmiştir, belki de bugüne dek tanıştığı çok sayıda dengesiz, tedirgin edici, saplantılı insandan biri olmanız endişesiyle elbette mesafelidir. Ya da sadece yorgundur yahu. Bu tür durumlarda genellikle bir tarafın duyugusal yoğunluğu karşılık bulamaz ve tuhaf sahneler yaşanır. Genellikle de kötü bir tat kalır ağızda. “Konserden sonra Nick Cave’le tanıştım, çok soğuk ve ters adam” diyen gördüm. “Güzel kardeşim, Nick Cave’le çok tanışmak istediysen, umuyorum ki şarkılarından nasıl bir adam olduğunu az buçuk anlamışsındır. Ne umdun ki acaba, üç dakikada seninle derin muhabbetlere girip kucaklaşmasını mı?” diyesim gelir. Ve diyorum: Bu üç dakikalık anlık karşılaşmalara her daim ve her yerde güleryüzlü, hazır ve nazır olunabilir mi? Senin karanlığını sevdiğin adam sahneden inip terli gömleğiyle “Hocam ben de yıllardır seni bekliyordum, gel hele yarım saat bir köşede baş başa oturalım ve bütün depresif şarkılarımı en baştan birlikte irdeleyelim” mi diyecek, ne diyecek?

Başta bahsettiğim türden organize edilmiş, müzisyen tarafından açık bir davet olmadığı sürece ben hiç yanaşmam hayran olduğum kişilerle bu tür tanışmalara. Ya rahatsız etmekten çekinirim, “ya onun için uygun zaman değilse” diye, böyle gereksiz bir anım olmasından çekinirim o hayatım boyunca sevdiğim müthiş şair/şarkıcı kadınla mesela. Tüm şarkılarını satır satır içmişim, ağlamışım, sevmişim, yeri gelmiş deli gibi bağırarak söylemişim yollarda, imzasını albüm kapağına değilse de, kalbime almışım. Belki de şarkıları muazzam ama kendisi gerçekten de berbat halde narsist ve çekilmez bir insandır, bilemem ve bana ne?

Nick Cave’i darlayıp elini sıksam ne olur, sıkmasam ne olur? Benim için onu uzaktan sevmek, aşkların en güzeli.

Fotoğraf: Maureen Barlin

AMY WINEHOUSE’U HATIRLAMAK

 

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.

BENZER İÇERİKLER