#yaşam

TATİLDE NE YAZILIR?

YEKTA KOPAN | 30 Temmuz 2014 #yaşam

Yazın gelmesiyle birlikte dergilerde, gazetelerin hafta sonu eklerinde sıklıkla karşımıza “Tatilde Ne Okunur?” listeleri çıkar.
Bir yandan da tatil, eli kalem tutan ve yıl boyunca “Yazmaya bir türlü zaman bulamıyorum, yoksa kafamda neler var neler,” diyenlerin kırtasiyecilere koşup defter-kalem aldıkları, bilgisayarların sahile taşındığı zamanlar.
Deniz-güneş-okuma saatlerinden sonra, bir ağaç altına, bir köy kahvesine, bir tahta masaya kurulup yıl boyunca zihinlerde dönüp dolaşan ‘benzersiz’ hikayelerin, ‘şapka uçurtacak’ romanların yazılması için beklenen günler geldi işte.
Yaz tatilinde neler okunacağı ile ilgili listeleri tekrar etmeye gerek yok. İsteyen internette hızlı bir tarama yapıp bu listelere ulaşabilir.
Biz yaz tatilinde neler yazılabileceğinin listesini oluşturmaya çalışalım:

1. Yıl boyunca günlük tutup, derdini sayfalarla paylaşanlar, bütün o iç sesleriyle yüzleşip, bir “yüzleşme öyküsü” yazabilirler. Tatilde kendinizle kalabildiğiniz anlar, bu yüzleşmeyi gerçekleştirmek için birebirdir. Önce yıl boyunca tuttuğunuz günlüğü baştan sona okuyun, sonra oturun öykünün başına.
2. Yıldızlı gecelerde sahilde bir şezlonga kurulup “Küçük ayı hangisiydi, büyük ayı şuradaki mi, bak bu gece Satürn ne kadar net görülüyor,” sohbetine kapılanlar, kalemlerini bir bilim-kurgu öyküsüne yatırabilirler. Başlamak için tek bir soru yeterli: “Acaba oralarda yaşam var mı?”
3. Çocuklu aileler, elbette tatili kolaylaştırmak için masallara sığınıyorlar. Eğer çocuğunuz aynı masalları dinlemekten sıkıldıysa, kendiniz anlatın bir tane. Masalınızla gün boyunca koşturan ufaklığın ilgisini çekebiliyorsanız, oturun yazın. Zaten çocuk sahibi olan her çiftin hayali bir çocuk kitabı yazmak değil midir?
4. Yaz deyince, aşklar gelir akla. Yaşı olmayan duygunun, romantik savunucuları için bir “aşk öyküsü” yazmanın tam zamanı. Sadece öykünüzün yaz aşkları kadar geçici ve klişe olmamasına dikkat edin yeter.
5. Yaz tatili ile birlikte, gidilen coğrafyalara aşık olunur. Şehirden bunalanların “Mutlaka burada bir ev almalıyız,” kararını verdiği mevsimdir yaz. Çoğunlukla uygulanamayan bu karar, bölgeyle ilgili yarım yamalak bilgilerin sıralanmasıyla kabartılır. Madem böyle bir düşünceniz var, gittiğiniz yerin gerçekten bir parçası olmak için araştırma yapın ve nitelikli bir “coğrafya kitabı” yazmaya soyunun. Unutmayın! “Ben kendimi buralı hissediyorum,” demek öyle kolay değil.
6. Yaz gelince, şehrin grisinden kaçanlar kendilerini denizin mavisine boyamaya karar verir. Herkes denizden, rüzgardan, dalgadan, balıktan anlar hale gelir. Böyle bir roman yazmaya cesaretiniz var mı?
7. Bütün bir kış boyunca ruhunu “projelere” sıkıştıranlar, yaz gelince de bir “proje kitap” kurgulayabilirler. Kimsenin kalemini tutacak halimiz yok, yazın gitsin.

Liste uzatılabilir. Çeşitlendirilebilir. Bütün bu kitaplar yazılabilir ya da yaz boyunca kurulan hayallerin bir parçası olarak kalabilir.
Yazmak, yolculukların en güzeli ve en zorlusudur. Dilerseniz biz yine o yolculuğun ilk adımına dönelim. Okumak. Bu listeyi aklınızın bir kenarında tutun tutmasına ama okumanın güzelliğinin hiçbir şeyde olmadığını da unutmayın.
Listelere bakmadan, başkalarının üç-beş satırlık önerilerine aldırmadan okuyun. Bundan güzel bir tatil olabilir mi?

 

etiketler

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER