#yaşam

TRİLEÇE, BİR DÖNEM KRALİÇEYDİ! SAHİ NE OLDU?

NİLAY ÖRNEK | 2 Haziran 2016 #yaşam

Hâlâ yiyeni de, satanı da, seveni de var… Ama iki yaz önceki hal neydi! Ortalık trileçeden geçilmiyor, mönüye almayanı dövüyorlardı! İyisini de yedik, çok kötüsünü de… Bir değeri daha çabuk tükettik.

Benim trileçe ile ilişkim ilginçtir bir İtalyan aracılığıyla başladı.

Divan Grubu’nun Executive Şefi Giancarlo Gottardo ile o dönem yeni olan İstiklal Caddesi üzerindeki Divan Brasserie’de buluşmuştuk. “Bunu denemelisin” dedi.

İçeriğini bildiğim bir şey de değil ama Allahım ne güzeldi!

Sütlaca bayılan ben; dikine, kesilebilen bir sütlaç yiyor gibiydim. O kadar ferah, sütlü, hafif tatlı ve güzeldi ki…

SÜTLAÇ PARANTEZİ…

Sütlaç konusu açılmışken bir parantez açayım. Anneannem vefat ettiğinden beri aradığım tadı sadece Trabzon’da Hamsiköy’de buldum. Çok aşerdiğimde de İstanbul’da Fatih Karadeniz Pidecisi’ne gidiyorum. Tavsiye edebilirim. Bu arada Fransa’da da çalışmış iki şefin Moda’da açtıkları Basta Street Food’daki sütlacı da yedeğe aldım, başka bir kategori, bayağı güzel!

BALKANLARDAN GELEN SOĞUK TATLI…

Ben Giancarlo sayesinde-yüzünden bir trileçe hastası oldum.

Sürekli oraya gidip yiyor, birilerine tavsiye ediyorum.

O da bilmezmiş bu tatlıyı, sonradan oradan ayrılan ama o dönem oranın şefi olan Hüseyin Vural işe alınma görüşmesinde trileçe yapmış. Giancarlo Gottardo da çok beğenince tüm Divan’ın değil ama oranın mönüsüne almış.

Biz o dönemde bu tatlıyı sadece birkaç yerde bulabilirken sonrasında olan oldu, işin cılkı çıktı tadı kaçtı; Türkiye trileçeye açmış, 2014’te bir patlama yaşandı.

Sadece bu durum bizde olmasa gerek Häagen-Dazs Trileçe tadında dondurma bile çıkarmıştı. Sanırım süt lobisi o dönem iyi çalıştı :)

ÜÇ SÜT, TRES LECHES

Çünkü malum trileçenin adı ‘Tres Leches’ten geliyor; yani İspanyolca ‘üç süt’.

Balkan tatlısı olarak bilinse de, İspanyolca konuşan Güney Amerika ülkelerinde bu tatlının 200 hatta 300 yıllık mazisi var. (Biz Balkanlar’a Güney Amerika dizileriyle geçtiği teorisi bile geliştirmiştik.)

PEKİ NEDEN?

İstanbul’a bu tatlıyı ilk alıştıranlar arasında Fatih’teki Baltepe Pastanesi’ni gösterebiliriz. İstanbul Bayrampaşa’daki Üsküp Simit & Poğaça’nın trileçesi de pek iyiydi o dönem. Ama benim favorilerim Divan Brasserie, Köfteci Arnavut ve Büyükçekmece’deki Roseberry Pastanesi’ydi. (Evet diyar diyar gezip trileçe sıralaması yapıyorduk o dönem.)

Balkan kökenli vatandaşlarımızın restoranlarının tatlı menülerine girmesi bir yana, Kitchenette gibi çok şubeli restoran zincirleri bile bu furyaya katıldı.

Ama işte o furyaya katılmalar, her yerde o üç sütsüz trileçeler, süngerimsi-aslından uzaklaşan tatlılar, bu işin fabrika çıkışlı bir trileçe markası çıkarması…

Manda ya da koyun, keçi ve inek sütleri bir araya gelmeliydi. Ama bizde bunu yapan pek olmadı.

Sonuçta fazla muhabbet, çok görmek, kötülerini tüketmek tez ayrılık getirdi. Yine var ama o eski popülerliğinden eser yok şimdi.

Türkiye bir değeri daha hızla tüketti.

Ne yapalım; önümüzdeki tatlılara bakacağız artık!

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...

BENZER İÇERİKLER