#yaşam

YAZ TERBİYESİ

AYLİN ASLIM | 3 Temmuz 2017 #yaşam

“Yoğurtsuz ve yumurtasız terbiyeliyor hayat beni”

Kaş

Ömrüm boyunca yazdan nefret ettim. Özellikle ergenlikte. İç dünyamla bu kadar ters orantılı parlaklığından, aydınlığından ve neşesinden nefret ettim. Yazlığa giden arkadaşlarımın bayık yaz anılarından. Hiç bir yere varmayan erkek muhabbetlerinden. Gölgeleri kovaladım, Garbage’dan “I’m Only Happy When It Rains” benim için yazılmıştı ve başka türlü bir hayat söz konusu değildi. Senelerce söyledim o şarkıyı. Eylül geliyordu ve oh! Şehir benimdi. Yirmi sekiz yaşıma kadar hiç tatil yapmadım. Yazları hep para biriktirmek için ve isteyerek çalıştım; sonbaharı ve kışı özleyerek. Galiba yazı ve sıcağı sevmem son beş yıl öncesi filandır.

Hayatım boyunca düşük tansiyondan bayılacak gibi olduğum yaz sıcağı, yanmaya hiç müsait olmayan ve sürekli korumak zorunda olmaktan sıkıldığım fazla beyaz derim, vesaire, şimdi dalga geçiyor benle. Bir buçuk yıl önce kaçtığım deliler şehrinden taşındığım yer, Türkiye’nin en güney ve sıcak köşelerinden biri. Haha! Denizi, bitki örtüsü ve iklimiyle burası bir cennet mi? Son kertede burası da Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, insanların geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği, üstelik insanların büyük şehirlerdeki kadar farklı insanlarla sosyalleşme imkanı olmadığı, hem turistik hem kapalı, altı ay canlı altı ay yalnız, garip bir yer. Neyse. Yazı ve sıcağı diyordum, sevmiyordum. Peki şimdi nem, sıcak ve güneş ışığı içinde nasıl mutluyum acaba ben? Konser ve başka şeyler için gittiğimde hemen terk etmek istediğim şehir aslında büyüdüğüm şehir; ama ben artık hemen buraya kaçmak istiyorum. Güneş ışığıyla ilgili doktorların söylediği her şey doğru çıktı bir de, iyi mi? İyi, evet. “Her derde iyi geliyor güneş” derlerdi, dinlemezdim. Keşke dinleseymişim, belki daha az karanlıkta geçerdi zaman.

Gittiğimde hemen buraya dönmek istiyorum çünkü aslında büyüdüğüm mahalleler gibi burada da her yere yürüyerek gitmek, araba, matkap ve inşaat sesi duymamak, kafanı kaldırdığında açık gökyüzü görmek meğer ne güzelmiş. Korna sesi duymamak, ağaç kokusu almak, kuşları duymak yetiyormuş meğer bana be, bu kadar basitmiş mevzu.

Annemi özlüyorum. Tüm eski dostlarım uzakta. Hiç alışkın olmadığım bir güneşin altında ilginç bir tecrübe aslında biliyor musunuz? Normalde ağlayarak dostlarıma koşacakken deniz fenerine gidip susmak ve durmak, yeni bir terbiye. Yoğurtsuz ve yumurtasız terbiyeliyor hayat beni. İsterim ki çabucak tamam olayım, feraha çıkayım. “Oldu bu” diye üzerime limon sıkıp maydanoz doğrasın o güngörmüş eller. Gel gör ki, manyak sıcakta da bekletsen, hemen öyle olmuyor o işte. Daha şarkılar dinleyeceksin, nefesini bile tutmadan yer altına yirmi bin fersah inecek, sonra betonu delip tekrar gökyüzüne Ay’a Yolculuk’taki gibi fırlayacaksın, Jules Verne aşkına. İndiğinde bekleyenlere “Acımadı ki!” diyeceksin.

Ama bunları boşver, sabaha karşı açan o beyaz çiçeği açarken ilk sen göreceksin, sonra sen görsen de görmesen de bir yıldız kayacak, sonra bir köpek yalayacak ellerini ve gözlerini; gün doğarken belki ta ne zaman sonra kalem ve kağıt alacaksın eline. Olabilecek en güzel aşk şarkısını yazacaksın. Belli mi olur? Hayattan daha mı iyi bileceksin?

Fotoğraf: alljengi

etiketler

istanbulkaş

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.