#yaşam

YEMEĞİN MİLLİYETİ OLMAZ, COĞRAFYASI OLUR

NİLAY ÖRNEK | 31 Aralık 2016 #yaşam

Hrant Dink Vakfı ajandasının bu yılki teması "yemek". Ajanda, klasik işlevinin yanı sıra minik notlarıyla zihin açıcı, bilgi verici, kimi zaman da "acıktırıcı" bir kaynak!

"Yemek, sadece karın doyurmak değil, hayatın, kültürün, varoluşun temel direklerinden biridir bizim coğrafyamızda.

Mevsimler, bayramlar, doğumlar, ölümler yemeklerle anılır...

İbadet yemekle yapılır.

Yemek yemenin yasak olduğu zamanlar, belirli dönemlerde yenmesi âdet olan ya da okunmadan yenmeyen yiyecekler boldur bu coğrafyada.

Şarabın, tahılın, peynirin muhtemel anavatanı olan bu topraklardan çeşitli nedenlerle ayrılmak zorunda kalmış, koparılmış olanlar da boldur ama yemek insanların ortak paydasıdır burada. Yemeğe hamaset bulaştırma çabaları hep boşa çıkar.

Yemeğin milliyeti olmaz, coğrafyası olur.

Medeniyetin yeşerdiği bu topraklar, yemek yemenin de kutsal topraklarıdır."

RUHLARI BESLEMEYE ADAY

Sanırım hepimizin kendimizden bir şeyler bularak, hak vererek, "Gerçekten de böyle" diyerek okuyacağı bu satırlar, bu yılki Hrant Dink Vakfı ajandasının giriş yazısından.

Her yıl olduğu gibi Türkçe, İngilizce ve Ermenice olmak üzere üç dilde hazırlanan ajandanın bu yılki teması "Yemek".

"Hrant Dink’in tarif ettiği o 'yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanların' ruhunu beslesin ajandamız" demişler bir de...

FERZAN ÖZPETEK SOFRALARINDAN "TOPİK"E...

Ajanda sürekli yanınızda taşıyabileceğiniz bir küçük kitapçık gibi...

Notlar alabileceğiniz, tarihli bir ajanda. Ama aynı zamanda, minik notlarıyla zihin açıcı, bilgi verici, kimi zaman da "acıktırıcı" bir kaynak!

Ferzan Özpetek sofralarından "ya çok sevilen ya da nefret edilen" yiyeceklere;

Manastır yiyeceği iken meyhane mezesi olan "topik"ten, iyi malzeme bulamadığı için intihar eden aşçıbaşına; Toplama kamplarında hayatta kalmak akıl sağlıklarını korumak için hayali ziyafet sofraları kuran insanlardan, meyvelerin antik çağdan bugüne uzanan evrimine, bazen iştah açan ama kimi zamanda kekremsi bir tat bırakan bir ajanda bu. Acısıyla tatlısıyla yani...

Ajandada, Türkiye’nin resmî tatillerinin yanı sıra Müslüman, Alevi, Ermeni, Rum, Süryani, Kürt ve Ezidi bayramları ve özel günleri de yer alıyor.

Bu, yararlı ve işe yarar bir ajanda. Ama belki daha da fazlasıdır.

Bir araya gelmenin, kabul edip sarılmanın iyi geleceğini gösteren, yiyeceklerimizin bize yol gösterebileceğini anlatmaya çalışan bir mesajdır belki de.

Çok içten; "lezzetli" bir yıl olması dileğimle...

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı.

BENZER İÇERİKLER