#yaşam

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN TAYLAND / ÇOCUKLARLA TAYLAND

TUBA ÜNSAL | 7 Nisan 2016 #yaşam

"Deniz mercan gibi, kumlar bembeyaz, hava limonata"

Dünyada bir yere torpil yapıldıysa burası kesin Tayland'dır. Sadece ben değil birçok gezgin aynı fikirde. Muson aylarında da bölgeye birkaç kere seyahat etmiş biri olarak mart ayına bayıldım. Ocak, şubat, mart en iyi aylardan. Deniz mercan gibi, kumlar bembeyaz, hava limonata. Bu sefer durumu başkalaştıran bir diğer faktör de tüm aile, toplamda yedi kişi bu yolculuğa çıkmamız oldu. Ben daha önce iki kere Sare'yle seyahat etmiştim ama bu sefer durum biraz farklıydı. İçtima verir gibi kafa hesabı yapıp çocuk sayıyorduk. Peki, halimizden şikayetçi miydik? Kesinlikle hayır. Sare, Civan, Leyla, amca Serdar, Mirgün, ben ve çocukların oyun ablası Ebru macera dolu sekiz günü birlikte geçirdik. Aklımın yarısını bıraktığım ülkeye benimle kısa bir tura hoş geldiniz.

İstanbul-Bangkok
İstanbul'dan sekiz saat süren THY uçuşumuzu hiç sorunsuz tamamladık. Akşam saatlerinde uçmanın faydası olarak bütün çocukları uyutup film izleyerek vardık Bangkok'a. Her bir yetişkin başına bir çocuk dağıttık, sonuç ağrısız sızısız bir uçak yolculuğu. Her şey iyi güzel geçti derken indiğimizde bir sürpriz bizi bekliyordu.

Evsizler gibi havaalanında takılmak
Bangkok'a saat sabah 10'da vardık, hangi akla hizmet saat 11:00 uçağına Koh Samui bileti aldık anlamadık. Belli ki biraz fazla heyecan yapmışız seyehati planlarken. Kontuara geldiğimizde uçak çoktan Koh Samui'ye doğru havalanmıştı ve bir sonraki müsait uçak 18.00'deydi. Yani yedi saat bekleme. Yedi yorgun kişi, üç çocukla yedi saat! Moralleri bozmadan havaalanında bir restorana oturup ilk hindistan cevizi sularımız eşliğinde Tom Yum çorbaları ve körili deniz mahsulleri yemeye başladık. Her bir uçağa yedek yazıldığımız için yemek sırasında ara sıra kontuara gidip kontrolümüzü yapıyorduk ve yüzümüze tip tip bakan hostes abla "No mam, no mam" diyerek bizi geri çeviriyordu. Ama biz yılmadan gözünün içine baka baka şansımızı zorlamaya devam ettik. Bangkok'tan Samui'ye her saat uçak var ve hepsi tıklım tıklım dolu. Sonunda ikiye bölünüp ben çocukların bir kısmını alıp 14:00 uçağıyla, Mirgünler de 15:00 uçağıyla adaya inebildik.

Sürprizler hiç bitmesin!
Koh Samui Havalimanı, otelimizin olduğu Chaweng bölgesine beş dakika mesafede. Otele girdiğimizde bizi karşılayan devasa inşaat manzarası, uçağı kaçırdığımızda yıkılmayan kalelerimi yerle bir etti. Resepsiyona yan tarafın bu halini sorduğumda "Merak etmeyin sabah erken başlamıyorlar, saat 9'da çalışmaya başlıyorlar." cevabını aldım. Aklınızda bulunsun; Koh Samui'ye bu yıl veya önümüzdeki yıl içinde gidecekseniz bizim gibi plajına, tentesine aldanıp Dara Samui otelinde kalmayın. O inşaat kokal kolay bitmez.

Samui'den Koh Pangan'a geçiş
Koh Samui'de iki akşam kalıp, yol yorgunluğumuzu atıp sahilde masajlarımızı yaptırıp Koh Pangan'a bizi götürecek tekneye doğru yol alıyoruz. Koh Samui'yi bizim gibi dinlenme rotası olarak tutun, daha fazlasına gerek yok. Şelaleye yapılacak off road ve birkaç tapınak ziyareti dışında vıcık vıcık turist dolu. Koh Pangan'a katamaran teknelerle 20-25 dakikada geçilebiliyor. Bizim Yalova seferleri gibi düşünün. Gerçek bir Türküm; yabancı bir ülkeyi bizim oralara benzetme konusunda muhteşemim.

Charm Beach
İşte asıl tatil bu otele girdiğimiz anda başlıyor. Bizden bir ay önce bölgeye gelen Begüm Birgören burayı tavsiye ediyor. Çocuklarla kalabileceğimiz, sade, temiz ve salaş, cennet gibi bir otel gerçekten. Hepimiz yan yana denizin önündeki kumsala, odalarımıza seriliyoruz. Herkes çok mutlu. İşte şimdi herşeyi unuttuk, yaşasın Tayland ruhu!

Eden Bar
İlk gece çocukları yatırıyoruz ve biz otele yakın olan Fisherman's restoranda yemek yiyoruz. Oradan başka bir plan bizi bekliyor. Haad Yuan diye bir bölgede bulunan, hayatımın en ilginç gecelerinden birini yaşadığımız beach bar. Önü tamamen kayalıklara ve denize bakıyor. Gemide gibisiniz. Arka bahçesi de merdivenlerle kendi bungalowlarına çıkıyor. Mekana vardığımızda parti vardı. Cumartesi geceleri ada için Eden geceleri sayılıyor. Enteresan bir kalabalık var ve gün doğana kadar parti bitmiyor. Kostümler, birbirine sarılanlar ve deli gibi dans edenler, Leonardo Di Caprio'lu The Beach filmini hatırlatıyor. Film de zaten Koh Pangan'a çok yakın olan Phi Phi adasında çekilmiş.

Nude/zen Beach
Adını tam olarak ne Begüm'ün ne de bizim öğrenebildiğimiz Nude ya da Zen diye geçen beach'te akşam üzeri güneşi selamlamaya gidiyoruz. Adımımızı attığımız anda daha önce hiç karşılaşmadığım bir enerjiyle karşılaşıyorum. O kadar huzurlu bir yer ki burası, çoluk çocuk bayılıyoruz. Bir grup plajda bağdaş kurup sanskritçe şarkılar söyleyip müzik aletleriyle eşlik ederken; Leyla ve Sare de aralarına karışıp tütsüler eşliğinde kıpırdamadan bu ayine katılıyorlar. Sare bir iki kere "Anne ne yapıyorlar?" dye soruyor. En anlayacağı dilde "Bu abiler ve ablalar güneşe bugün doğup battığı için teşekkür ediyorlar ve onu selamlayarak yolcu ediyorlar" diyorum. Adada kaldığımız süre boyunca iki gün güneşi burada batırdık.

Pangan Cove
Nude/Zen beach'ten sonra yürüyerek sahilden devam edip Pangan Cove restoranına geliyoruz. Yine iki akşam üst üste burada yemek yeniyor. Çocuklar iki yemek yiyip kumda oynayıp, yemek yenen yerin arkasındaki camdan mini evlerin verandalarında takılıyorlar. Yemekler de; arkasındaki bardan gelen müzik de harika. Şeffaf noodle ile yapılan Tay salatası favorim.
Pangan Cove, sahildeki minik barıyla muhteşem bir restoran. Camdan evlerde kalabiliyorsunuz. Sanırım bir sonraki seyehatimde burada kalacağım.

Secret Beach
Secret Beach, ikinci favori koyumuz oluyor. Burası da salaş bir koy ve tesis. Koh Pangan'da beğendiğimiz tüm yerlerin işletmesinde bölgeden olmayan turistlerin imzası var. Burası da Hollandalı bir abla-kardeşin işlettiği bir yer. Denk getirirseniz iki de bungalowu var kalmak için. Yemekleri de doğası da şahane.

En sürprizli mekan
Secret Beach'ten yürüyerek yandaki otelin denize doğru olan bölümüne geçiyoruz, birazdan güneş batacak. Burası tam bir sunset mekanı. Koh Raman müthiş bir yer. Tropik bir ormana giriş yapıyorsunuz gibi ve her yerinden ayrı bir detay, ayrı bir sürpriz fışkırıyor. Gün batımı ve şnorkel için sanırım adadaki en iyi mekanlardan biri. Allah'ım burası çok güzel diye diye saatlerce takılıyoruz. İçindeki Haad Son restoranda gün batımı sonrası yemek yiyebilirsiniz.

Mama Pooh
Begüm "Burayı kime söylesem bayılıyor, ben yediğimde pek de ahım şahım bulmadım." diyor ama aklımız burada kalıyor. Secret Beach'ten otelimizin olduğu Tong Sala bölgesine giderken tam ikisinin ortasında minik bir restoran. Karı-koca yaşlı bir çift işletiyor. Tüm Tayland seyehatinin en pasaklı yemeği ve ortamı sanırım burası. Bakalım lezzeti nasıl diyerek bir sürü şey sipariş ediyoruz. Biz Serdar'la sipariş ettiğimiz her şeye bayılıyoruz, Mirgün elini sürmüyor; bu konudaki fikir ayrılığımız, Civan Mert'in tuvalet serüveniyle son buluyor. Detaya girmeden, zor şartlar altında apar topar kalktığımızı söyleyebilirim; evlatçığımı mahçup etmek istemem.

Tayland'ı favori ülkem yapan 6 şey

  1. Doğası şahane, beyaz kum, mercan rengi deniz, tropik ağaçları dünyada çok az yerde bulunan cinsten.
  2. Hindistan cevizi suyu, kesinlikle gelme nedenlerimden biri. Günde en az iki tane tükettim. Hem cilde çok iyi hem de susuzluğa. Evet birçok ülkede var ama sanki Tayland'da içtiklerim ayrı tazelikte ve tatlılıkta.
  3. Tay mutfağı dünyada en sevdiğim mutfak. Köri soslarıyla her şeyi yiyebilirim. Kızarmış pilav, acılı Tay salatası, içinde bir benim eksik olduğum yine acı bombası Tom Yum çorbası her gün yediklerimden. Baharat ve deniz mahsulü seviyorsanız, acıyla da aranız iyiyse siz de bendensiniz.
  4. İnsanları çok huzurlu. Tay halkı Budizm'in getirisi olan huzur, sakinlik ve şükürle dolu bir ırk. Bu kadar fakirliğin içinde şükretmek için hep bir nedenleri var. Sürekli gülümsüyorlar. Arada sizi kazıklamaya çalışsalar bile söz konusu rakamlar o kadar küçük ki pek de takılmıyorsunuz.
  5. Bu kadar görsel şöleni satın aldığınız miktar o kadar az ki. Yedi kişi tıka basa yemek yediğimizde, hatta şaraplar içildiğinde bile en fazla 200 TL ödedik. Ve yediklerimizin lezzeti paha biçilmezdi. Masaj en fazla 15/20 TL. 3-5 liraya da hindistan cevizi suyu içiyorsunuz. Adada ulaşım en pahalı kalem. O da yedi kişi için neredeyse özel aracımız gibi arkası açık bir kamyonette, tüm gün özel şoförle, günlük maksimum 100 liraya maloldu diyebilirim. Diğer alternatif ise motosiklet ama bizim yanımızda çocuklar olduğu için bu seçenek elendi. Unutmadan; mutlaka güvendiğiniz birinin numarasını alın ve sürekli onunla takılın.
  6. Tay masajı, herhalde günde birkaç kere yaptırabileceğim bir masaj. O kadar dinlendiren ve taze hissettiren bir durumu var ki hemen hemen her gün yaptırmaktan sıkılmadık. Hatta bizim kızlar Sare ve Leyla bile bir yerde beş dakika sabit kalamazken yarımşar saatlik seanslarla iki kere ablaların kollarına kendilerini bıraktılar.

Klasik bir Türkiye Tayland kıyaslaması
Bizde de yok mu mercan rengi deniz ve şahane yemekler; elbette var. Hatta fazlası var. Garsonlarımızın servisi dünyada sayılı ülkelerden ama fiyat olayı ve bakirlik çok belirleyici bir etken. Uçak biletine, ekonomi sınıfı bilet alarak en fazla 2.000 TL ödeniyor. Beyaz kumların üzerinde, bungalowların en güzelinde konaklama 30-40 dolar arası tutuyor ki böyle bir manzara ve fiyat dengesi maalesef bizde yok. Öğrenciler ya da tek başına seyehat edenler için fiyat daha da düşüyor; öte yandan dünyanın en güzel doğasında hostellerde kalmak da iyi bir alternatif. Diğer taraftan yeme-içme masrafı... Bodrum ve Çeşme'de, Tayland'da bir haftada harcayacağınızı bir gecede çok rahat harcarsınız.

etiketler

seyahat tayland

YAZAR HAKKINDA

TUBA ÜNSAL

Oyuncu, ajans TUBA kurucusu

BENZER İÇERİKLER