#yaşam

YENİ YILDA YAPILACAK İLK İŞ

YEKTA KOPAN | 9 Ocak 2017 #yaşam

"Alın defterinizi, yazın hatalarınızı. Yüzleşin yanlışlarınızla. Kusursuz ilk cümlelere aşık olacağınıza, hatalarınızı da içeren ikinci cümlelerinizi sevin."

Yeni bir yılda her şeyin değişeceğine inanmam. Ya da yeni bir yaşa girince hayat akışının değişeceğine.

Takvim yaprağından bir gün kopunca hayatın güzelleşeceğini düşünenlere, dostlukla gülümserim. Böylesi bir umudun saflığı hoşuma gider.

Yeni bir defterin ilk sayfasına yazmak gibidir bu umut. En güzel dolmakalem alınır ele. Harfler dikkatle yazılır, cümleler özenle seçilir. İlk sayfa önemlidir. Yeni bir hayatın ilk günü gibidir. O sayfa güzel olursa, defterin tümü güzelliklerle dolacaktır. Umutlu insanın zihninde hep bu fısıltı vardır: “İyi başlarsan, gerisi de iyi gelir.”

Bir harf bozuk olur, dolmakalemin mürekkebi birden akar, yani bir şekilde “çirkin” olursa o ilk sayfa, içi sıkılır umutlu insanın. Yeni bir deftere o çirkinlikle adım atamayacağını bilir. Başlangıçlar hata kabul etmez. En iyi çözüm sayfayı yırtmaktır. Ama o zaman da bir yara gibi kendini belli edecektir yırtık izi.

Oysa yaralar da bizimdir. Hatalar, hayatımızın bir parçasıdır. İlk sayfanın uğuruna, yeni bir yaşın heyecanına, yeni bir yılın değiştirme gücüne kapılamadan, hayatın kendisine inanmak iyidir.

Dünyanın vicdanı körelmişken, ölümlerin ardından bile karanlık sözler söylenebiliyorken, insanlığın damarlarında sevgi değil hırs akmaya başlamışken, bütün kötülüğü takvimden kopup giden bir yaprağa yüklemek, o hataların en basitidir belki de. Ufacık bir umudu çok görmeye hakkımız yok.

Ama umudun peşinde koşarken, gerçeklerden de kopmamalı insan. Gerçeğin, doğrularla yanlışların toplamından oluştuğunu unutmamalı.

Bir romana ya da bir öyküye başlarken ilk cümleyi bulamadığı için hayıflanan öğrencilerime hep aynı şeyi söylerim: “O zaman ikinci cümleden başlayın.”

Okuru bir anda avucunun içine almak şehvetiyle, süslü bir giriş cümlesi yazmak ister çoğu insan. Başlangıcı mükemmel yapmak. Kusursuz olmak. Bu arzu, giderek içinden çıkılmaz bir hal alır.

Oysa bir adım ötede, ikinci cümlede harika bir başlangıç vardır. Harikadır çünkü süslü olması için ter dökülmemiştir. Doğallıkla çıkmıştır ortaya.

Mükemmel bir ilk cümle beklentisi yüzünden yazıya ya da hayata geç kalmaktansa, kusurları olsa da doğallıkla akıvermiş ikinci cümleyle başlamayı seçerim. Çünkü hatalarımı da severim.

Yeni yıl, birçok kişi için yeni umutlarla gelmiştir. Dünyanın karanlık çığlığına kulaklarını tıkayabilenler, önlerine yeni bir defter çekip “Yapılacak İşler Listesi” yazmışlardır belki. Yeni kararlar, yeni planlar...

Ben yeni yıla “hatalarımı” yazarak başlamak istedim. Çünkü en iyi doktorun zaman, en iyi ilacın da yüzleşmek olduğunu düşünüyorum. Geçen yılki hatalarımla yüzleşemezsem, hesaplaşamazsam bir sonraki yıla “öğrenmiş” biri olarak başlayamam.

İki büyük hata yaptım geçen yıl.

Bu hataları “ama” demeden yazdım defterime. Kendimi aklamaya çalışmadan. “Şöyle olmasaydı, böyle yapmazdım” diyerek, hatalarımı hafifletmeden.

İki hata. Birinde kendi ilkelerimle ters düşen bir iş yaptım. Diğerinde de yaptığım bir işteki yanlış kararım nedeniyle çok sevdiğim bir insanı üzdüm.

Elbette bu iki hatanın dışında “kusursuz bir adam” değildim yıl boyunca. Hatırlayabildiğim diğer hatalarımı da sıraladım defterime. Kötü zamanlamalar, yanlış anlamalar, gereksiz sohbetler, ihmalkarlıklar falan filan...

Her biriyle hesaplaştım sonra. Yeni yılda, yine aynı hataları yapmamak için sorguladım, kendi içimde tartıştım. Çıkardığım sonuçlar bende kalsın...

Dünyanın derdinin üstümüze çöktüğü bir çağdayız. Bir sonraki güne uyanacak gücü zor buluyoruz bazen. Umuda ihtiyacımız var. Umut... Daha çok umut...

Ben o umudun, geleceğin hayalleriyle değil, geçmişin yüzleşmeleriyle yeşereceğine inanıyorum. Kötümserlik değil bu. Aksine kalıcı bir iyimserlik.

Benim gibi düşünenler varsa, teklifim ortada. Alın defterinizi, yazın hatalarınızı. Yüzleşin yanlışlarınızla. Kusursuz ilk cümlelere aşık olacağınıza, hatalarınızı da içeren ikinci cümlelerinizi sevin. Yeni defterinizin ilk sayfasını yırtmaktan çekinmeyin. Sonraki sayfalarda, daha güzel bir el yazısıyla daha kalıcı sözler yazmak için bu cesareti göstermelisiniz belki de.

Kendinizle yüzleşecek cesaretiniz olsun.

Belki de o zaman, gerçekten de “yeni” olur bu yıl...

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER